Hayatının en iyi yatırımlarını yap

2 €'dan başlayarak güvence altına alın
Analyse
Profil
🇰🇷

Güney Kore İthalatlar

Hisse Senedi Fiyatı

54,7 Milyar USD
Değişim +/-
+2,416 Milyar USD
Yüzde Değişim
+4,52 %

Güney Kore'deki mevcut İthalatlar değeri 54,7 Milyar USD'dir. Güney Kore'deki İthalatlar, 01.03.2024'ta 52,284 Milyar USD iken, 01.04.2024'te 54,7 Milyar USD'ye yükseldi. 01.01.1966 ile 01.05.2024 arasında, Güney Kore'deki ortalama GSYİH 16,59 Milyar USD idi. Tüm zamanların en yüksek değeri 01.08.2022'de 66,03 Milyar USD ile ulaşılırken, en düşük değer 01.01.1966'te 38,61 Milyon. USD olarak kaydedildi.

Kaynak: Ministry of Trade, Industry & Energy (MOTIE)

İthalatlar

  • 3 Yıl

  • 5 Yıl

  • 10 Yıl

  • 25 Yıl

  • Max

İthalatlar

İthalatlar Tarihçe

TarihDeğer
01.04.202454,7 Milyar USD
01.03.202452,284 Milyar USD
01.02.202448,112 Milyar USD
01.01.202454,355 Milyar USD
01.12.202353,123 Milyar USD
01.11.202351,998 Milyar USD
01.10.202353,442 Milyar USD
01.09.202350,975 Milyar USD
01.08.202351,002 Milyar USD
01.07.202348,729 Milyar USD
1
2
3
4
5
...
70

İthalatlar ile Benzer Makro Göstergeleri

AdıGüncelÖncekiFrekans
🇰🇷
Altın rezervleri
104,45 Tonnes104,45 TonnesÇeyrek
🇰🇷
Cari Hesap
-285,2 Milyon. USD6,931 Milyar USDAylık
🇰🇷
Cari Hesap GSYİH'ya
1,3 % of GDP1,8 % of GDPYıllık
🇰🇷
İhracatlar
57 Milyar USD58,15 Milyar USDAylık
🇰🇷
Sermaye Akışları
-6,563 Milyar USD11,051 Milyar USDAylık
🇰🇷
Silah satışları
621 Milyon. SIPRI TIV204 Milyon. SIPRI TIVYıllık
🇰🇷
Terörizm Endeksi
0 Points0 PointsYıllık
🇰🇷
Ticaret Dengesi
8 Milyar USD4,86 Milyar USDAylık
🇰🇷
Ticaret Koşulları
94 points94,1 pointsAylık
🇰🇷
Turist Gelişleri
1,563 Milyon. 1,408 Milyon. Aylık
🇰🇷
Turizm gelirleri
1,404 Milyar USD1,345 Milyar USDAylık
🇰🇷
Yabancı Doğrudan Yatırımlar
7,049 Milyar USD8,772 Milyar USDÇeyrek
🇰🇷
Yurtdışı Borçlanma
667,485 Milyar USD672,548 Milyar USDÇeyrek

Güney Kore'nin başlıca ithalatları mineral yakıtlar, mineral yağlar, bitümlü maddeler (toplam ithalatın yüzde 25'i), elektrikli makine ve ekipmanlar (yüzde 18), nükleer reaktörler, kazanlar, makineler ve mekanik ekipmanlar (yüzde 10), optik, fotoğraf, sinematograf, ölçüm cihazları (yüzde 4), kara taşıtları (yüzde 3), demir ve çelik (yüzde 3), cevherler, cüruf, kül (yüzde 3), organik kimyasallar (yüzde 3), plastikler ve plastik ürünler (yüzde 2), çeşitli kimyasal ürünler (yüzde 2) ve inorganik kimyasallar, kıymetli metallerin bileşikleri (yüzde 2)'dir. Çin, ithalatın en büyük kaynağıdır (toplam ithalatın yüzde 21'i), ardından ABD (yüzde 12), Japonya (yüzde 9), Suudi Arabistan, Vietnam, Avustralya ve Almanya (her biri yüzde 4), Tayvan, Rusya ve Katar (her biri yüzde 3) ve Kuveyt, Malezya, BAE ve Endonezya (her biri yüzde 2) gelmektedir.

İthalatlar nedir?

**İthalat: Küresel Ekonomideki Rolü ve Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri** İthalat, bir ülkenin ekonomik canlılığı ve refahı üzerinde büyük bir etki yaratır. Bir ülke, kendi ihtiyaçlarını yerel kaynaklarla karşılayamadığında veya daha uygun maliyetlerle yurtdışından temin edebileceğinde, ithalat yoluna başvurur. Bu süreç, küresel ticaretin ve ekonomik globalleşmenin temel taşlarından biridir. Eulerpool'da, makro ekonomik verileri derinlemesine analiz ederken, ithalatın bir ülkenin ekonomisindeki kritik rolünü anlamak esastır. İthalat, yalnızca malların yurtiçine getirilmesinden ibaret değildir; aynı zamanda hizmetlerin, teknolojinin ve bilginin de ulusal sınırlar ötesine taşınması anlamına gelir. Bir ülkenin ithalat yapmasının başlıca sebeplerinden biri, belirli ürün veya hizmetlerin yurtiçinde üretilememesi ya da yurtdışında daha kalitesi yüksek veya daha ucuz olmasıdır. Örneğin, Türkiye'nin petrol, doğalgaz ve bazı endüstriyel hammaddeler gibi kritik kaynaklarını büyük ölçüde ithal etmesi gerekir. Enerji ithalatı, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak için gereklidir ve bu, ülkenin ekonomik büyümesi ve sanayileşmesi için temel bir faktördür. İthalatın makroekonomik etkileri, ticaret dengesi, döviz kurları, istihdam ve enflasyon gibi kilit ekonomik göstergeler üzerinde kendini gösterir. Ticaret dengesi, bir ülkenin ithalat ve ihracat arasındaki farkı belirler. İthalatın ihracattan fazla olduğu bir durumda, ülke ticaret açığı verir ve bu durum uzun vadede sürdürülebilir olmayabilir, zira döviz rezervlerinin azalmasına neden olabilir. Döviz kurları üzerindeki etkileri ise daha karmaşıktır; aşırı ithalat döviz talebini artırarak yerel para biriminin değer kaybetmesine neden olabilir. Eğer ithalat, üretim sürecinde kullanılacak ara mallar ve hammaddeler gibi ürünleri kapsıyorsa, bu durum üretkenliği ve verimliliği artırabilir. Ancak, tüketim mallarının ithalatı yerel ürünlerle rekabete girerek yerli üreticileri zor durumda bırakabilir. Bu durum, uzun vadede yerli sanayinin gelişimini yavaşlatabilir ve işsizliğin artmasına sebep olabilir. Türkiye özelinde baktığımızda, ithalatın ekonomi üzerindeki etkisini anlamak için belirli sektörlere dikkatlice bakmak gerekir. Türkiye, otomotiv, tekstil, elektronik ve beyaz eşya gibi birçok sektörde önemli bir üretim kapasitesine sahiptir. Bu sektörlerin büyük bir kısmı, üretim süreçlerinde ithal edilen ara mallarına büyük ölçüde bağımlıdır. Örneğin, otomotiv sektörü, yüksek kalitede çelik ve elektronik bileşenler gibi ara mallarını ithal eder. Bu malzemelerin yurtdışından temin edilmesi, yerli üreticilerin dünya pazarında rekabetçi olabilmeleri için hayati öneme sahiptir. Türkiye'nin ithalat portföyü, büyük ölçüde enerji kaynakları ve sanayi mallarına dayanmaktadır. Enerji ithalatı, Türkiye'nin toplam ithalatının önemli bir kısmını oluşturur ve bu durum, döviz rezervleri üzerindeki baskıyı artırır. Enerji fiyatlarının uluslararası piyasalarda dalgalanması, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Yüksek enerji maliyetleri, üretim maliyetlerini artırarak enflasyona yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin büyüme potansiyelini sınırlayabilir ve dış ticaret açığını genişletebilir. İthalatın enflasyon üzerindeki etkisi karmaşıktır. Döviz kuru ile ithalat fiyatları arasındaki ilişki, yerel fiyat seviyesi üzerinde doğrudan etkilidir. Döviz kurunun değer kaybetmesi, ithalat maliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla genel fiyat seviyesinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, ithal girdi maliyetlerini artırarak, yerli üreticilerin maliyetlerini etkileyecek ve bu da nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır. Enflasyonist baskılar, merkez bankasının para politikalarını sıkılaştırmasına neden olabilir ve bu da ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Türkiye'nin ithalat yapısının bir diğer önemli yönü de, teknoloji ithalatıdır. Yüksek teknoloji ürünlerinin ithalatı, yerli üretim kapasitesini ve verimliliği artırmak için kritik öneme sahiptir. Teknolojik gelişmeler, üretim süreçlerinde verimliliği artırarak maliyetleri düşürebilir ve rekabet gücünü artırabilir. Ancak, teknoloji ithalatı ile ilgili olarak dikkate alınması gereken bir diğer önemli nokta, fikri mülkiyet hakları ve lisans anlaşmalarıdır. Bu anlaşmalar, yerli üreticilerin inovasyon kapasitesini sınırlayabilir ve bağımlılığı artırabilir. İthalatın bir ülkenin ekonomik stratejileri üzerindeki etkisi, hükümet politikaları ve ticaret anlaşmaları ile de şekillenir. Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşması kapsamında birçok ürünü gümrüksüz olarak ithal edebilmekte ve bu durum, ticaret hacmini artırmaktadır. Ancak, bu tür ticaret anlaşmaları, yerli üreticiler üzerinde rekabet baskısı yaratabilir ve korumacı politikaların tasarlanmasını gerektirebilir. Türkiye'nin serbest ticaret anlaşmaları ve ikili ticaret anlaşmaları, ithalatı kolaylaştırırken aynı zamanda yerli sanayinin gelişimine yönelik politikaların da düzenlenmesini gerektirir. Sonuç olarak, ithalat, küresel ekonomik entegrasyonun vazgeçilmez bir parçasıdır ve bir ülkenin ekonomik yapısının şekillenmesinde kritik bir rol oynar. Türkiye'nin ithalat yapısı, hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır. İthalatın ekonomik etkilerini yönetmek için dengeli bir ticaret politikası ve stratejik planlama gerekmektedir. Eulerpool olarak, makro ekonomik verilerin doğru ve kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi, bu tür ekonomik süreçlerin daha iyi anlaşılmasını ve daha etkili stratejilerin geliştirilmesini sağlayabilir. İthalatın makroekonomik dinamiklerini anlamak, Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir adımdır.